Tag Archives: Kayacı’nın

Aysun Kayacının sözleri yine gündemde

Aysun Kayacının sözleri yine gündemde

Aysun Kayacının sözleri yine gündemde
Kayacı’nın yaklaşık 8 sene önce yaptığı ve vatandaşlar tarafından büyük tepki çeken “benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi?” çıkışı gündemden hiç düşmedi.

 

Son zamanlarda yine, bazı muhalif çevreler, bu görüşü dillendirmeye devam etse de demokratik düzene ve insan haklarına sahip çıkan vatandaşlar, bu yaklaşıma gereken cevabı sandıklarda vermeye devam ediyor.

 

Vatandaşlara sorulan, “8 senedir “benim oy’um çobanın oyuyla bir olamaz” diye bir tartışma sürüyor. Buradan yola çıkarak ülkemizde halkın bildikleriyle, entelektüellerin bildiklerini karşılaştırabilir miyiz? Halk mı bilmiyor yoksa entelektüeller mi halkın bildiğini bilmiyor? Kim rolünün hakkını vermiyor? Halk mı aydınlar mı?” sorusu bir çok kesim tarafından büyük ilgi görerek cevaplandı.

 

Gazeteci yazar Muaz Kalaycı, konuyla alakalı şu görüşleri savundu: “Gelin, o kızcağızın kerameti kendinden menkul üstenciliğinden yola çıkarak hiçbir değerlendirmeye girişmeyelim! Ne demokrasilerde “nitelikli oy” diye bir kavram vardır, ne de o hanım kız “nitelikli oy” talebi yaratıcılığına verilip hoşgörülebilecek bir entelektüel. Öte yandan, entelektüel, zihinsel donanımı icabı, halktan ayrı ve hemen her zaman ayrıcalıklı bir konumda olmuştur. Ancak, ayrıcalıklı konumu ille de halka yabancılaşmayı getirir diye bir kural da yoktur. Eğitimini, bilgisini, görgüsünü halkıyla ortak yaşam, sembiyoz, içinde de geliştirebilir, Kaf dağında merdümgiriz, mizantrop, yaşamayı da seçebilir, dediğim dedik toplum mühendisliğine de, politikaya da soyunabilir. Kendi ülkemizde de bu sınıflandırmalara uyacak onlarca entelektüel düşünebiliriz.” dedi.

 

Kalaycu, “Diğer taraftan, dağdaki çobanı toplum mühendisliğinin istenmeyen sonuçlarından korumak uğruna “entelektüel düşmanlığı”nı körüklemek de bir o kadar kötü sonuçlara gebe olabilir. Yıllar önce, 2002 olmalı, Ertuğrul Özkök’ün “Türkiye’de entelektüeller gerekli değildir. Çünkü son yıllarda gördüğümüz örnekleri ne yazık ki, bu topluma yarar değil, zarar getirmiştir” diye tüylerimi ürperten bir hükmü vardır. Özkök’ün kendisini hangi sınıfta gördüğü şeklindeki sorular şöyle dursun, entelektüel düşmanlığının yükseldiği meselâ ABD gibi toplumlarda, popülist politikacılık, köşe dönmecilik hatta dayatmacı dindarlık gibi sakatlayıcı akımların getirdiği felâketleri biliyoruz.” diye konuştu.

 

“Kendi adıma Muhafazakâr ya da değil, bilenlerin etkin olduğu bir dünyanın daha iyi bir dünya olacağına inanırım” diyen Kalaycı, “Niye, çünkü eğer ağır bir şeyi kaldıracaksanız, güçlü bir adam ararsınız. Yüksekteki bir şeyi almak istiyorsanız, uzun boylu birini bulursunuz. Karmaşık bir karar verecekseniz de, bir entelektüel aramakta yarar vardır. Mektepli olmanın bir sakıncası yoktur. Mektepli olduğunu söylemenin bir sakıncası yoktur. Mektepli olmayı söylemek övünmek değil, sadece bir olguyu dile getirmektir: tıpkı ‘benim boyum uzun,’ ‘ben güreşçiyim’ der gibi” şeklinde konuştu.